Kuleönü Tarihçesi

Kuleönü; Akdeniz Bölgesinin en yüksek ve en serin kenti olan Isparta’nın kuzeyinde geniş ve düz bir alanda kurulmuştur. Asıl Isparta Ovasının tam ortasında yer almaktadır. Isparta kent merkezine uzaklığı 13 kilometredir. Türkiye’nin tahıl ambarı Konya ili kabul edilir. Buna karşılık Isparta ilinin tahıl ambarıda   Kuleönü'dür.

Çok geniş bir alana kurulmuş olan Kuleönü 35 000 dekarı bulan topraklarıyla Isparta’yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolları denetleyen bir konuma sahiptir.

Yapılan araştırmalar sonucu Kuleönü Ovasının batısında yer alan İnönü Ovası’nın sonunda yer alan İn Dağı’ndaki veriler bize bu yörenin tarih öncesi dönemlerde bile yerleşim yeri olduğunu kanıtlamaktadır. Kuleönü’ye 2 km uzaklıkta Atabey ilçesine bağlı Bayat Köyü sınırları İçerisinde yer alan ve yöredeki adıyla “Asar Dağı Kalesi Harabeleri” olarak bilinen tarihteki adıyla, Büyük İskender İmparatorluğu’nun Anadolu’daki Selovkos krallığına bağlı Antik Seleuceia Sidera kenti kalıntıları yer almaktadır. Tüm bu bilgiler bize gösteriyorki Kuleönü, hem Tarih öncesi yani Yazının bulunmasından önce hem de ilk ve ortaçağda önemli bir üretim ve ulaşım merkezi konumundadır.



(Kasabamızın ismini de aldığı Seleuceia Sidera Antik Kenti Sur duvarları kalıntıları.)
Isparta’yı besleyen geniş Ova’nın en önemli kasabası olan Kuleönü; Roma ve ardından Bizans yönetiminde kalmış ve bu dönemde Arap akınlarına da uğramıştır. Halk arasında söylene gelmekte olan “Araplar Mezarlığı”  bu dönemin bir kalıntısı niteliğindedir. Doğu Roma Devleti’nin zayıfladığı ve Anadolu’daki gücünü yitirdiği 10. yüzyıldan itibaren Türkler 1071 Malazgirt Meydan Savaşı ile Anadolu’ya girmişlerdir. Türkiye Selçuklu Devleti’nin önce İznik ve daha sonra Konya Merkezli olarak kurulmasından sonra Türkler sınırlarını batıya doğru genişletmişlerdir.

III. Kılıçarslan, 1.Gıyasettin Keyhüsrev ve I. İzzettin Keykavus dönemlerinin Batı Anadolu’da bulunan ünlü Türk komutanı Gazi Ertokuş Bey 13. Yüzyılın başlarında yöreyi Bizans İmparatorluğunun elinden alarak Orta Asya’dan gelen Türkleri Atabey, Kuleönü,  Isparta, Uluborlu ve Eğirdir çevresine yerleştirmiştir. Yöre bu fetihlerden sonra Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir alan haline gelmiştir. Yörenin Türkleşmesindeki en büyük pay Gazi Ertokuş Bey’e aittir. Böylece Kuleönü; çevresindeki alanlarla birlikte Türkleşmiş ve Müslümanlaşmıştır. Bunun en önemli kanıtlarından biri de Kuleönü’nün hemen yanında bulunan ve kasabaya uzaklığı 2 kilometre olan Bayat Köyü’dür.
 
Oğuz Türklerinin bu yöreye yerleşmesinden sonra Kuleönü’nde halk arasında anlatılan söylenceye göre Höyük üstü’nün güney yamacına 7 ev yada oba kurulmuş ve Kuleönü bu Oğuz Türklerinin çoğalmasıyla genişleyerek bugüne gelmiştir. Bu söylenceyi doğrulayacak gelişmeler de bulunmaktadır. Bunlar arasında; en eski mezarlıkların bu kısmın hemen yanında olması ve en eski yapılar ile yerleşimlerin höyük çevresinde olması bunu doğrular niteliktedir.
 
 
Türkiye Selçuklu Devleti’nin zayıflaması ve yıkılması sürecinde bu yöredeki Türkler Hamit oğulları Beyliği çevresinde toplanmış ve 1391 yılına kadar varlığını sürdürmüşlerdir. Selçuklular ve Hamit oğulları’ndan kalma Uluborlu, Eğirdir ve Isparta’da çok sayıda eser bulunmasına karşılık Kuleönü’nde Höyük üstü ile mezarlık arasında bulunan tarihi hamam ve Çeşme Dağı kıyısında bulunan tarihi çeşme dışında günümüze ulaşan eser bulunmamaktadır. Tarihi hamam yakın zamanlara kadar varlığını korumuşsa da (1970’lere kadar) bugün bu hamamdan geriye pek bir iz kalmamıştır. Çeşme’nin de yalnız harabeleri kalabilmiştir. Isparta ile Kuleönü arasındaki ulaşımın en önemli simgesi olan Çeşme Dağı’nın adı da bu çeşmeden kaynaklanmaktadır.

Hamitoğulları 1402 Ankara Savaşından sonra yeniden kurulmuşsa da 1423 yılında tamamen Osmanlı Türklerine bağlanmış ve Osmanlı Devleti’nde Hamid Sancağı ya da Hamit abat Sancağı (Hamit Kenti) olarak zaman zaman bağımsız kalmış bazen de Konya ve diğer illere bağlı olarak yönetilmiştir. Bu dönemde Isparta kenti olduğu gibi Kuleönü’de Osmanlı Devletinin bir yerleşim yeri olarak varlığını sürdürmüştür. 1606 yılına tarihlenen ve kasabanın en eski camisi olarak bilinen “Koca Cami” bu dönemden kalma en önemli yapıdır. Yalnız bu cami günümüze kadar pek çok onarım ve düzenleme geçirmiştir. Halk arasında “Karadam” olarak bilinen çatısı yenilenerek bugünkü görünümünü kazanmıştır. Kuleönü Kasabası içerisinde bulunan 5 caminin en eskisi ve en büyüğü bu camidir. Diğerleri ise; Kasap Camisi, Saraç Camisi, Yeni Cami ve en yenisi de Mevlana Camisidir. Yakın zamanlara kadar Koca Cami ve Kasap Camisi minareleri 2 şerefeli iken bugün bu görüntülerde değişmeler olmuştur.

Çevre, köy, kasaba ve ilçelere göre oldukça geniş bir mezarlığa sahip olan Kuleönü buradan da anlaşılacağı üzere her zaman geniş bir nüfusu kendisinde barındırmıştır. Bunu anlamak için Kuleönü’nün sırtını dayadığı varsayılan Höyük’ün üstü (halk arasındaki adıyla yünüstü) ne çıkmak ve yönünüzü batı ve kuzeye çevirmek yeterlidir.

Osmanlı Devleti Dönemi’nden kalma eserlerin azlığını, yapıların kerpiçten yani sert topraktan olmasına ve Kuleönü’nün açık bir alanda kurulmuş olmasına (Ovanın tam ortasında) bağlıdır. Bu nedenlerden dolayı doğal tahribat yörede oldukça yüksektir.

Bu dönemden günümüze kalan eserler arasında bugün hala izleri bulunan ve medrese olarak kullanılmış olan Höyük üstü kıyısındaki toprak kerpiç yapı ve Koca (Ulu) Cami yanında bugün az da olsa izleri bulunan sıbyan (çocuk )mektebi kalıntıları sayılabilir.

20. yüzyılın başında Osmanlı Devletinin son dönemlerinde II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Kuleönü bir büyük milletvekili (mebus) çıkarmıştır ki; Bu da Nadir Efendi’dir. Aslen Ispartalı olan Nadir Efendi’nin Kuleönü’nde 600 dönüm (1200 dekar) tarlası bulunduğu bilinmektedir. Bu arada komşu kasaba olan İslamköy kasabası 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i yetiştirmiştir. Bu durum yöremizin devlet yönetimi konusunda deneyim ve birikimini ortaya koymaktadır. Ayrıca tarihte yetişmiş çok sayıda Sadrazam ve diğer üst düzey Ispartalı devlet adamları da bulunmaktadır.

1972 yılına kadar muhtarlık yönetimi ile idare edilmiş olan Kuleönü Köyü’nde Son Köy Muhtarı olarak Ahmet Çakır görev yapmıştır. 1972 yılında kasabaya dönüşerek Belediye örgütlenmesini tamamlayan Kuleönü Belediyesi’nde; 1973 Yerel Seçimleri sonucu olarak İlk Belediye Başkanlığı’nı bağımsız aday Ali Erdoğan kazanmış ve 1977 yılına kadar yönetmiştir.

1972 yılında Belediye yönetimi oluşturulduktan sonra bugüne kadar Kuleönü Kasabası’nda pek çok gelişme yaşanmış; halen belediye yönetimi görevini ve çalışmalarını sürdürmektedir.

Kuleönü Kasabasını yöneten Belediye Başkanları dönemler halinde günümüze kadar şu isimlerden oluşmaktadır.
 
Yönetici-Başkanlar
 
1. Ali Erdoğan                       1973-1977

2. Mehmet Çakır                    1977-1980

3. 12 Eylül Dönemi                1980-1984

4. Mehmet Tunca                   1984-1989

5. Mehmet Beyaz                   1989-1994

6. Mehmet Beyaz                   1994-1999

7. Mustafa Çakır                    1999-2004

8. Mehmet Beyaz                   2004-2009

9.Selaattin Kocabıyık            2009-2014
 
10.Sezai Çakır                        2014-.......

 
Ispartanın en büyük ovası olan bu topraklar Nadir Bey’i, Süleyman Demirel’i yetiştirmiştir. 2.500’e varan nüfus ve 35.000 dekar toprağıyla. Daha nicelerini de yetiştirecektir…!

Osmanlı Devletinin son dönemlerinde Kuleönü Ovasının bazı bölümleri zaman zaman bataklık haline dönüştüğü bilinmektedir. 1970’li yıllara kadar Kuleönü çevresinde küçük gölcüklerin bulunduğunu ve buralarda ev yapımında kullanılan kerpiç kesildiği ve sazlıkların yaygın olduğu bilinmektedir. Ancak bugün bu durum söz konusu değildir. Bu sazlık ve bataklıklardan dolayı 20. yüzyılın başında Kuleönü’nde salgın hastalık çıkmış ve çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir.

Geleneklere ve Osmanlı Devleti Döneminden kalan değerlere sıkı sıkıya bağlı olan belde; Cumhuriyet Dönemindeki yeniliklere yeterince ayak uyduramamıştır. Aydınlanma sürecinde özellikle okuma yazma konusunda çekimser davranmıştır. Yeni Türk Harflerinin kabulünden sonra yapılan eğitim hamlelerine kasaba halkı tarafından fazlaca ilgi gösterilmemiş ve bunun olumsuz sonuçlarını bugün kasaba halkı yaşamaktadır. Komşu yerleşim yerlerinde okuyarak kendisini geliştirmiş pek çok insan devletinin en üst organlarında görev almışken Kuleönü Kasabası bu konuda diğerlerine göre oldukça geride kalmıştır. Özellikle yetişmiş, nitelikli insan gücü bakımından kendinden nüfusça çok daha az yerlere göre atılım yapamamıştır. Bu konunun Kuleönü Kasabası’nda öncelikle ele alınması kasabanın gelecekteki varlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Kısacası Hurafe ve ilgisizlik yerine hemen eğitime önem verilmeli ve büyük atılımlara girişilmelidir.

Cumhuriyet Döneminde muhtarlıkla yönetilen Kuleönü Kasabası’nda ilkokul binası 1938’de yapılmıştır. Halk arasındaki adıyla Eski okul olan bu büyük binanın yanına 1968’de yeni okul yapılmıştır. 1975 yılında Kuleönü Ortaokulu da belediyenin hemen yanındaki Köy Konağı binasında eğitim ve öğretime açılmıştır. 1998 yılında ilköğretim zorunlu olarak 5 yıldan 8 yıla çıkartılınca mevcut ortaokul ve ilkokul birleştirilmiştir. İlköğretim okuluna dönüşen Kuleönü İlköğretim Okulu 1999’da yapılan yeni binasında hizmet vermeye başlamış ve bugüne kadar hizmetini sürdürmektedir. Okul binası kasabanın birçok önemli toplantısına ve etkinliğine ev sahipliği de yapmıştır.


Eğirdir Gölü’nün suyu Isparta Ovasını sulamaktadır. Bir kanal sistemi ile bu işlem gerçekleştirilmektedir. Bu kanalların üretildiği Kanalet Fabrikası 1970 yılından itibaren Kuleönü Kasabasında çalışmalarını sürdürmüş ve kasabaya canlılık getirmiştir. Ayrıca Isparta ve Çevre yerleşim yerlerine verilen elektriğin dağıtımının yapıldığı Kuleönü Elektrik – Trafo Merkezi de Kuleönü sınırları içindedir. Gülyağı Fabrikası ve diğer bazı küçük atölye ve işletmeler de Kuleönü’nde bulunmaktadır. Son yıllarda küçüklü büyüklü birçok kuruluş Kuleönü’nde açılmış ve kasaba yeni yüzüne bürünmüştür.

Halk geleneksel olarak gülcülüğün yanı sıra ve özellikle geçmişte belki de her evde bulunan halı tezgâhları ile halıcılık yapmaktaydı. Atölyeler sürekli halı üretirken her evin en önemli geçim kaynağı halı idi. Tarihte bilinen ‘Isparta Halıları’nın önemli merkezlerden biri Kuleönü idi. Ancak 2000 yılı sonrası makine halısı üretimi yaygınlaşınca halıcılık uğraş alanı olmaktan çıkmıştır. Tarım ve Hayvancılık bugün en önemli geçim kaynağıdır. Bununla birlikte Isparta kent merkezine yakınlıktan dolayı yoğun bir işçi ve memur yerleşim birimi olarak yer almaktadır.

Süleyman ÜNLÜSOY
Galatasaray Üniversitesi
Galatasaray Lisesi
Tarih Öğretmeni
15.09.2008